• BIST 106.588
  • Altın 268,585
  • Dolar 5,7159
  • Euro 6,3130
  • Bartın 3 °C
  • Ankara 1 °C
  • Bolu 4 °C
  • Kastamonu 1 °C
  • Zonguldak 9 °C
  • Karabük 3 °C
  • Şehir Bayraklarla Donatıldı
  • Hükümetten Enver Cenk Şahin'e destek
  • ‘Bartın’ın iki yakasını birbirine bağlıyoruz’
  • Şehir Bayraklarla Donatıldı
  • Hükümetten Enver Cenk Şahin'e destek
  • ‘Bartın’ın iki yakasını birbirine bağlıyoruz’

Ak parti referandum çalışmalarının startını verdi

Ak Parti Şubat ayı Genişletilmiş İl Danışma Meclisi Toplantısı, Ak Parti Grup Başkan Vekili Amasya Milletvekili Sayın Prof. Dr. Naci Bostancı'nın katılımıyla Kültür Merkezi Konferans Salonunda gerçekleştirildi.
Ak parti referandum çalışmalarının startını verdi

Ak Parti Şubat ayı Genişletilmiş İl Danışma Meclisi Toplantısı 11 Şubat Cumartesi günü Kültür Merkezi Konferans Salonunda saat 14.00’da yoğun katılımla gerçekleştirildi. Toplantı Divan Başkanı ve üyelerinin seçilmesiyle başladı. Divan seçimin akabinde toplantının açılış konuşmasını Ak Parti Bartın İl Başkanı Hüseyin Manav gerçekleştirdi. Ülkemizin üzerindeki 200 yıllık kuşatmayı referandumla kaldıracaklarını belirten Manav, anayasa değişikliği ile ilgili düşüncelerini paylaştı.

Milletimiz Ak Parti’ye her zaman güvendi

Manav, konuşmasında: “Türkiye son dönemde çok farklı badirelerden geçti. Dün itibariyle Sayın Cumhurbaşkanımızın imzasıyla Resmi Gazete’de de yayımlanan ve artık start alan anayasa değişikliği referandum çalışmaları başlamak üzere. Bugün ki danışma meclisi toplantımızın temelinde de bunlar olacak. Sayın Milletvekilimiz hem anayasa komisyonunda görev alarak hem bu anayasa değişikliği çalışmalarında en başından beri bizzat görev alarak konunun en iyi uzmanlarından biri. Bu konuda şanslıyız. Bugüne kadar AK Parti olarak sayısız seçimlere girdik ve her birinden bir önceki başarımızı artırarak çıktık. Devletimizi ve milletimizi her zaman daha ileriye taşımak adına milletimiz Ak Parti’ye gerekli teveccühü gösterdi ve göstermeye devam edecek” dedi.

Kuşatmayı kaldırmak için son fırsat

Referandumun girdiğimiz seçimlerden daha önemli olduğunu vurgulayan Manav: “Önümüzdeki referandum bugüne kadar ki bildiğim gördüğüm, bu milletin bu insanların kaderini değiştirecek en önemli referandum. 16 Nisan’da yapılacak referandum çalışması bugüne kadar girdiğimiz tüm seçimlerden daha önemli. 200 yıldır bu ülkenin üzerinde yer alan kuşatmayı kaldırmak için son fırsat. Anayasa değişikliğini değiştirdiğimiz an, cumhurbaşkanlığı yönetim sistemine geçtiğimiz an bu ülkenin etrafında Osmanlı döneminden itibaren oluşturulmuş ablukanın kırıldığının resmidir. O gün hakikaten bizim ikinci Kurtuluş Savaşını kazandığımız gündür. AK Parti’nin 2023, 2051, 2071 hedefleri aslında bu amaçladır” şeklinde ifade etti.

Gazamız mübarek, yolumuz açık olsun

Referandum sürecinin zorlu bir süreç olduğunu söyleyen Manav: “4 ilçemiz, 8 belediyemiz, 264 köyümüzle beraber tüm teşkilat mensuplarımızın ve hatta 23 bin üyemizi de harekete geçirerek bu referandumda anayasa değişikliğinin neden önemli olduğunu halkımıza dupduru, net bilgilerle anlatmamız gerekiyor. Gazamız mübarek, yolumuz açık olsun. Ülkemizin aydınlık geleceklerinde bizimde tuzumuz olsun diyorsak bu çalışmaya bugünden itibaren başlayalım diyorum” dedi.

Halk oylamasından başarı ile geçeceğiz

Manav’ın ardından kürsüye gelen Ak Parti Bartın Milletvekili Yılmaz Tunç, konuşmasında referandumla ilgili çalışmaların startını verdiklerini söyledi. Tunç; “Çok önemli bir zamanda İl Danışma Meclis Toplantımızı gerçekleştiriyoruz. Bu ayki toplantımız halk oylaması tarihinin de belirlenmiş olduğu bir güne denk geldi. Resmi Gazete de bugün itibariyle yayımlandı ve yüksek seçim kurulu da halk oylamasının tarihini 16 Nisan 2017 olarak belirledi. Halk oylamasına 64 gün kala aslında bir ölçüde start verdiğimiz bir toplantı mahiyeti kazanmış oldu bu toplantımız. 16 Nisan’da gerçekleştirilecek anayasa değişikliği halk oylamasının ülkemiz ve milletimiz için hayırlı uğurlu olmasını ve sandıkların evetlerle doldurulmasını, Bartın’dan da yüksek oranda evet oyuyla ülkemizin kaderini ilgilendiren bu halk oylamasından başarı ile geçmemizi cenabı Allah nasip eylesin diyorum” şeklinde ifade etti.

Amacımız rejimi daha da güçlendirmek

Anayasa değişikliğinin 18 maddeyi içerdiğini belirten Tunç: “18 maddenin aslında okunduğu zaman açıkça ne olduğu belli. Ancak muhalefet partileri özellikle Cumhuriyet Halk Partisi ve HDP anayasa değişikliğinin maddelerini farklı bir şekilde kamuoyuna yansıtmaya çalışıyorlar. Onların maddelerle bir işi yok. Onlar bu anayasa değişikliği ile rejimin değişeceğini, cumhuriyetin elden gideceğini, diktatörlüğün geleceğini söyleyerek halkı kandırmaya çalışıyorlar. Ama gerçek bu değil. Cumhuriyet rejimini güçlendiren, demokrasiyi daha da güçlendiren, meclisin yetkilerini artıran, yasamayı güçlendiren, diğer taraftan da yürütmeyi çift başlı olmaktan kurtaran, hükümeti tek çatı altında toplayan, yasama ve yürütmeyi birbirinden tamamen ayıran, yargıyı tarafsız hale getiren, kuvvetler ayrılığını tam anlamıyla uygulayan bir hükümet modeline geçmek istiyoruz. Yapmak istediğimiz rejim değişikliği değil rejimi daha da güçlendirmek. Cumhuriyet devletin şeklidir” dedi.

İlk dört madde ile ilgili değişiklik bu düzenlemede yok

Anayasanın ilk dört maddesi ile ilgili kesinlikle bir değişikliğinin söz konusu olmadığını söyleyen Tunç: “Devletin laik, sosyal bir hukuk devleti şeklindeki özelliklerini ifade eden, başkentini, bayrağını, istiklal marşını, üniter yapısını ifade eden ilk dört madde ile ilgili herhangi bir değişiklik bu düzenlemede yok. Bu ilk dört maddeyi daha da güçlendiren hükümet modeli ile ilgili değişikliler var. Hükümet modelleri dünyada başkanlık, yarı başkanlık ve parlamenter sistem olarak ifade edilir. Bunlarda devlet organlarının, yasamanın, yürütmenin, yargının birbiriyle olan ilişkileri nasıl düzenlenmişse hükümet modeli de o şekilde düzenlenir ve şekillenir. Parlamenter sistem dediğimiz sistem yani şu anda bizim uyguladığımız ve çok partili sisteme geçtiğimizden beri sıkıntıları ile boğuştuğumuz bu sistem hükümetin parlamento içinden çıktığı bir sistemdir. O nedenle adı parlamenter sistemdir. Sanki cumhurbaşkanlığı hükümet sisteminde parlamenter sistem terk edildiği için parlamento olmayacak mı? Olacak, hem de daha güçlü olacak” şeklinde belirtti.

Parlamentonun hükümet üzerinde bir denetim yetkisi yok

Hükümetin yeni sistemde daha iyi denetleneceğini ifade eden Tunç: “Cezai sorumluluklar anlamında yeni yetkiler veriliyor. Olmayan yetkiler veriliyor. Yargıyla ilgili, yüksek yargının şekillenmesiyle ilgili meclise daha fazla yetki veriliyor. Burada yaptığımız şey şudur; hükümet parlamento içinden çıktığı için, bakanlar milletvekilleri arasından belirlenip bakanlık süresince milletvekilliği de devam ettiği için parlamentonun hükümet üzerinde bir denetim yetkisi yok. Denetim varmış gibi gözüküyor, gensoru varmış gibi gözüküyor, güven oylaması varmış gibi gözüküyor ama bunların hepsinin kağıt üzerinde olduğunu görüyoruz. Çünkü hükümette milletvekilleri de aynı kişilerden oluşuyor. Dolayısıyla yasama ile yürütmenin bitişik olduğu, denetimin olmadığı bir sistem parlamenter sistem. Biz halkımıza 16 Nisan’da hükümeti doğrudan doğruya belirlemek istiyor musun, istemiyor musun? Hükümeti eskisi gibi milletvekillerini seçip milletvekilleri arasından belirlenmeye devam etmesini mi istiyorsun? Böyle bir sistemin mi devam etmesini istiyorsun yoksa hükümeti doğrudan doğruya kendin mi belirlemek istiyorsun? Bunun seçimini yapacağız” dedi.

Karar milletin

Tunç: “Bizim halkın seçtiği başbakanla halkın seçtiği cumhurbaşkanını tek kişide birleştirmemiz lazım. O da yürütmenin tek başlı olması, Cumhurbaşkanlığı hükümet sistemine geçiştir. Bu geçmişte başkanlık sistemi olarak hep savunuldu. Rahmetli Özal bu sistemin Türkiye’yi daha ileriye taşıyacağını söylüyordu. Rahmetli Erbakan başbakanlık ve cumhurbaşkanlığını tek kişide birleştirip icraya kuvvet vermemiz lazım dedi. Daha öncesinde Demirel başkanlık sistemi gerekir dedi. Alparaslan Türkeş bu milletin doğasına en uygun sistemin başkanlık sistemi olduğunu söyledi. Bu tarihsel sürecimiz ve en son gelinen noktada 15 Temmuz Darbe girişimi ile birlikte ortaya çıkan tabloda Milliyetçi Hareket Partisi ile bir uzlaşma zemini ortaya çıktı. İki parti yetkilileri bir araya gelip konuşarak gelecekte oluşabilecek muhtemel krizlerin ortadan kaldırılması için bir hükümet modelinin belirlenmesi konusunda çalışma başlattılar. MHP ve AK Parti anlaşarak konuyu meclis gündemine getirdiler. Mecliste 339 oyla kabul edildi. 367’de olsaydı yine millete soracaktık. Çünkü başından beri milletin buna karar vermesi gerekir dedik. Şimdi karar milletin” şeklinde ifade etti.

93 yılda 65 hükümet değişti

Parlamenter sistemin zaman kaybettirdiğini söyleyen Tunç: “93 yılda 65 hükümet, yani her bir buçuk yılda hükümet değişikliği olmuş. Bir buçuk yılda hükümet değişirse o hükümetin icraat yapması mümkün mü? Elbette mümkün değil. Tek başına iktidarlar döneminde ülkemiz atılım göstermiştir. Onun dışında koalisyon dönemleri hep zaman kaybına, siyasi iktidarsızlıklara ve siyasi iktidarsızlıklarda ekonomik bunalımlara, krizlere neden oldu. Ekonomik krizler teröre neden oldu. Tüm bu sorunlar tabi kendi içerimizde kan kaybetmemize, dış politikada zayıf düşmemize ve dünyanın dışında kalmamıza neden oldu. Bu sıkıntılı süreçler vesayetçilerin güçlenmesine neden oldu. Siyasetçiler yerine vesayetçiler devreye girdi, darbelerle demokrasimiz kesintiye uğradı. Şimdi istiyoruz ki bu sıkıntılar ortadan kalksın. Milletin yetki verdiği hükümet beş yıl görev yapsın, millet o cumhurbaşkanı, bakanları ve vekillerini beğeniyorsa beş yıllığına bir daha seçsin ama iki dönemden fazla seçemesin. Diktatörlük diyorlar neresi diktatörlük. Beş yıllığına seçimle gelen ve iki dönemden fazla seçilemeyecek bir cumhurbaşkanı nasıl diktatör olabilecek” dedi.

Siyasetle uğraşırken çok dikkat etmek gerekir

Tunç’un konuşmasının akabinde son olarak kürsüye gelen Ak Parti Grup Başkan Vekili Amasya Milletvekili Sayın Prof. Dr. Naci Bostancı ise konuşmasında, Milletvekili Tunç’tan övgü dolu sözlerle bahsetti. Bostancı; “Bu güzel havadan salonu doldurmuşsunuz. Sizleri buraya çeken siyaset. Ama nasıl bir siyaset?  Bu millet ve bu memleketin geleceği için ki memleketin geleceği demek aynı zamanda bizim geleceğimiz demek bunun için ne yapabiliriz? Hangi taşın üzerine bir taş daha koyabiliriz? Bizi buraya getiren işte memleket sevgisinin de olduğu böyle bir siyaset. Böylesine bir memleket sevgisi olmaksızın siyaset yapılmaz. Siyasetin sahada ne kadar acımasız, ne kadar zalim, ne kadar rekabetçi olduğunu siyasete girince daha yakından gördüm. Siyaset sanatların hem en soylusudur çünkü hiçbir iş siyaset kadar insanlar hayatını yakından değiştiremez hem de sanatların en soysuzudur çünkü hiçbir meslek siyaset kadar ülkeleri batıramaz, insanların geleceklerini harap edemez. O zaman siyasetle uğraşırken çok dikkat etmek gerekir” şeklinde ifade etti.

Değişiklik herkes için iyi olacak

Herkes için sürecin hayırlı olmasını dileyen Bostancı: “Bizim memleket sevgimiz sadece AK Partili kardeşlerimizi kucaklamaktan ibaret değildir. Biz bu memleketin taşını, toprağını, ağacını, ağacındaki kurdunu ve elbette bütün bunları severken bu ülkede yaşayan herkesi ama herkesi seviyoruz. Herkesi kucaklayan bir yüreğimiz olduğu için AK Parti’nin çatısı altında bir aradayız. Ve her ne yapıyorsak sadece AK Parti için değil herkes için en iyisi olsun diye yapıyoruz. Bu ülkenin çocukları için iyi işler olsun diye yapıyoruz.  Bugün yapmaya çalıştığımız iş, halk oylamasıyla getirmek istediğimiz anayasa değişikliği bırakın birileri itiraz etsin, propaganda yapsınlar ama emin olun herkes için iyi olacak. Kimisi bugün bunu anlamadıysa yarın anlayacak kimisi de zaten bunun hayırlı bir iş olduğunu zaten biliyor” dedi.

Bu iş bir akşam da ortaya çıkan bir iş değil

Bostancı: “Biz ne yaşıyoruz ki bu anayasa değişikliğini hazırladık? Bir akşam düşündük sistem değişikliği yaparsak iyi olur dedik. Yahut ta Sayın Cumhurbaşkanımız “Biraz daha güçleneyim” mi diyor da bunu yapıyoruz. Hayır. Bu iş bir akşam da ortaya çıkan bir iş değil. Ya da bunlar için değil. 80’li 90’lı yıllardan bu yana aslında Türkiye’de bu iş konuşuluyor. Türkiye’de istikrarı sağlamak için konuşuluyor. Keyfimizden değil. 80’li, 90’lı yıllarda gücünü arttırmak isteyen bir Tayyip Erdoğan mı vardı? Hayır öyle birisi yoktu. Ama bunlar yine konuşuluyordu” şeklinde belirtti.

Yeni bir strateji geliştiriyorlar

Bostancı, konuşmasının devamında şu ifadeleri kullandı: “Yeni bir dünya oluşuyor. Kimileri bunu görüyor, kimileri de görmüyor. Bu yeni dünyanın efendileri küresel güçler dünya haritasında kendilerine sömürge alanları oluştururken yeni bir strateji geliştiriyorlar. İstikrarsız alanlar yaratmak istiyorlar. Bakın Ortadoğu coğrafyası kaç zamandır istikrarsız. Büyük küresel güçler istikrasız olanlar oluşturarak küçük devletler oluşsun, bu devletler ya da milis güçler birbiriyle çatışsın ama son söz olarak onların efendi olduğunu kabul edip onların kapısını çalsın ve onların çıkarları dışında konuşamasın istiyorlar. Bu strateji doğrultusunda istikrasız alanlar üzerinde egemenlik oluşturup ekonomik güç elde etmeye çalışıyorlar ve bu yeni bir durum değil. Ortaçağ Avrupası’ndan bu yana izlenen bir siyaset.”

  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 5 Mayıs 2013 Ajans Bartın | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0551 120 3535