• BIST 93.115
  • Altın 209,411
  • Dolar 5,3441
  • Euro 6,0575
  • Bartın 10 °C
  • Ankara 7 °C
  • Bolu 4 °C
  • Kastamonu 7 °C
  • Zonguldak 11 °C
  • Karabük 8 °C
  • Ulus Eldeş Göleti inşaatı devam ediyor
  • Umre kayıtları devam ediyor
  • Çalışmak isteyenlere kaçırılmayacak fırsat
  • Ulus Eldeş Göleti inşaatı devam ediyor
  • Umre kayıtları devam ediyor
  • Çalışmak isteyenlere kaçırılmayacak fırsat

Bir Doğru Bir Yanlış

Sercan Engin

 

Daha önceki köşe yazılarımda askerlikle ilgili düşüncelerimi kısa kısa anlatmıştım. Yine askerlik görev sürem içerisinde unutamadığım ülkemiz için dönüm noktası olan bir günü sizlerle paylaşmak istedim.

15 Temmuz 2016 tarihi tüm Türkiye için çok önemli bir gün. Ülkemiz bu tarihte büyük bir belayı son anda atlattı. Darbe girişimi elbirliği ile önlendi. Millet sokaklara döküldü, vatandaşlar her ihtimale karşı günlerce meydanlarda nöbet tuttular. Halkımız sokaklara dökülüp, tüm dünyaya demokrasiye nasıl sahip çıkıldığı mesajını verirken, ülke adeta tek yumruk oldu. Sokaklara dökülüp direnenler… Ölümü göze alıp demokrasiye sahip çıkanlar… Her gece demokrasi nöbeti tutanlar… Acaba bunlar toplumun hangi kesimi? Meydanlarda ülkesine sahip çıkanlar kimler? O meydanlarda bekleyenler memleketimizin çimentosu. 15 Temmuz 2016’da “Bir asra bedel “ olan tarihi bu günde  sokaklarda sadece belli bir partinin, inancın veya siyasi görüşün mensupları yoktu. Tüm renkleriyle 79 milyon Türkiye vardı. Milletimiz iradesine sahip çıkarak, ülke tarihimizin en alçak darbe girişimini boşa çıkardı.

Yaşanan darbe girişimi sırasında askerlik görevinde olduğum için “Darbe” kelimesinin ne anlama geldiğini tam manasıyla bire bir yaşayarak gördüm. Bizim için çok zor bir geceydi. O gece darbecilerin Konya’da bombalayacakları yerleri öğrendiğimde daha da gerildim. İl Emniyet müdürlüğü ve Konya E Tipi Kapalı Cezaevi’nin bombalanacağını duymuştuk. Tabi doğru ya da yanlış olduğunu bilen yok. Söylentide olsa gerekli önlemleri aldık. Olaylar başlar başlamaz ailemi aradım. “Sakın merak etmeyin hakkımızda hayırlısı ne ise o olsun” dedim. Acaba ailem ile bir daha görüşebilecek miydim? Hain bir saldırı olma ihtimaline karşı ailemle vedalaştım diyebilirim. Ülke karışıyor. Konya ili karışıyor. Biz cezaevinde sabaha kadar çaresiz bir şekilde olup bitenleri takip ettik. Çünkü elden bir şey gelmiyor. Hamd olsun amaçlarına ulaşamadılar. Milletimiz izin vermedi.

Çok zorlu bir süreç yaşandı. Ancak bu süreç hükümetin, muhalefetin ve halkın dimdik duruşuyla amacına ulaşamadan sonlandırıldı. Tabi bu süreç iki cümleyle geçilecek kadar çabuk olmadı. Emir komuta zinciri olmadan yapılan bu girişimi siyasiler ve halk nasıl karşıladı? Hükümet nasıl bir yol izledi? Biraz da bu iki soruya değinelim.

Olaylar yaşanır yaşanmaz hükümet yetkilileri çıkıp darbe girişiminin amacına ulaşamayacağını ve bu girişimi yapanların cezasız bırakılmayacağını söylemişlerdi. Denildiği gibide oldu. Yetkililer darbe girişiminde bulunanları cezasız bırakmadı. Operasyonlar ve ard arda tutuklamalar yaşandı.

Darbe girişimini engellemek, köprünün üzerindeki tankları, meydanlardaki tankları durdurmak o kadarda kolay değildi.  TSK içerisindeki belli bir grup tarafından başlatılan darbe girişimi hamd olsun ki tüm TSK personeli tarafından destek görmedi. Ülkemiz için büyük felaket olan bu girişimin vatanına, milletine ve bağına bağlı emniyet mensupları, TSK personeli ve vatandaşlar tarafından engellendi.

Olaylar yaşanır yaşanmaz Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan tehlikenin büyüklüğünü sezerek halkı meydanlara çağırdı. Bu çağrı halkı kışkırtma olarak algılansa da sürecin sonunda Sayın Cumhurbaşkanımızın yaptığının ne kadar doğru olduğu da ortaya çıkmış oldu. Meydanlara inip o tankları durdurmanın tek yolu bir olmak ve dimdik ayakta durmaktı. Milletimiz bu zorlu süreçte birlik içerisinde demokrasimize sahip çıktı. Tüm Türkiye o tankların önüne siper oldu.

Dikkat ederseniz  “demokrasimize sahip çıktı” dedim. Hükümete veya herhangi bir siyasi partiye demedim. Milletimiz bu süreçte bu ayrımı yaparak meydanları doldurdu. Her görüşten insan demokrasi nöbetine katıldı. Milletimiz tüm dünyaya Türkiye’nin birlik ruhunu bir kez daha gösterdi. Milletimiz tankların önüne siper olarak emir komuta zinciri olmadan yapılan bu darbe girişimini püskürttü. Sayın Cumhurbaşkanımızın çağrısı sonucu milletimiz ülkesine ve demokrasiye sahip çıkarak doğru olanı yaptı.

Yazımın başlığını “Bir Doğru, Bir Yanlış “ diye atmıştım. Doğru yapılanı gözlemlediğim kadarıyla anlatmaya çalıştım.

Şimdi bire bir yaşadıklarımı göz önünde bulundurarak süreç sonrası yaşananları değerlendirmeye çalışacağım. Bu süreçte yapılan yanlışı da yaşadığım olaylarla anlatmaya çalışacağım.

Yazımın içerisinde dikkat ederseniz “ Emir komuta zinciri olmadan” ifadesini kullandım. Yani yaşanılanlar tüm TSK personelini kapsayan bir durum değil. Milletimiz bu ayrımı yapamayarak çok büyük bir yanlış yaptı. Tüm TSK zan altında bırakıldı. Darbenin karşısında durarak doğru olanı yapan halkımız, bence bu ayrımı yapamayarak büyük bir yanlışa düştü. “Asker üniformasıyla” darbe girişiminde bulunanlar Mehmetçiği halkın o dönem gözünden biraz da olsa o dönem için düşürdü.

Tabi bu süreçte TSK’dan yapılan açıklamalarda TSK teşkilatının bu girişimi desteklemediği belirtildi. Ardı ardına yapılan benzeri açıklamalara rağmen halkın tepkisi bir nebze azalsa da ülkesinin asayiş ve güvenliğini sağlayan, ülkesinin bekası için çalışan Mehmetçiğe tepkisini sürdürdü. Halkımız bu konuda provokatörlerin oyununa geldi. Ancak milletimiz bu yanlışının geçte olsa farkına vararak hatasından döndü.

Bu yazdıklarımı tasdik etmeyenler olabilir. Kızanlar olabilir. Maalesef bu olaylar yaşandı. Yukarıda yazdıklarımı destekleyici başımdan geçen kısa anılar paylaşıp yazımı sonlandıracağım.

 Konya Kapalı Cezaevi’nde 5 ay boyunca görev aldım. Bu sıkıntılı süreç nedeniyle cezaevi güvenliği arttırıldı. Kamuflajlarla yatıp kalkıyoruz diyebilirim. Bizim açımızdan süreç kolay atlatılmadı. Kulede nöbet tutarken vatandaşların sözlü saldırısıyla karşı karşıya kaldık. Bize söylenenler karşısında herkes oturup ağladı. Bizi vatan haini ilan edenlere karşı bir şey yapamadığımız için ağladık. Tabi bu yapılanları da tüm halka mal etmek yanlış olur. Cezaevi çevresinde sürekli havai fişekler ve silah atarak tahrik etmeye çalıştılar. Gece gündüz cezaevi çevresinden geçen araçlar korna çalarak tepki gösterdiler. Bu tür olayları çok yaşadık. Birkaç tane daha anılarımı paylaşıp yazımı sonlandırayım.

Yine nöbet sırasında araçtan inen 2 kişi karşımda Türk bayrağı açarak, darbe ile ilgili sözler söylediler. O zaman düşündüm, acaba ben başka ülke için mi nöbet tutuyorum? Benim karşımda açılan o bayrak için canımı veririm. Tüm silah arkadaşlarımın da vereceğinden hiç şüphem yok. Sizce vatanı, milleti ve bayrağı için nöbet tutan, ülkesine hizmet eden Mehmetçik bunları hak etti mi?

Arkadaşlarımı asker olduğu için lokantaya sokmamak, alışveriş yaptırmamak ve simit dahi satmamak ne kadar doğru?

Vatandaşlar darbeci kesimle tüm TSK personelini aynı kefeye koydu. Ancak halkımız yapılan yanlıştan kısa sürede döndü.

 Peki bunları neden yaşadık? Kimlerin oyunu?

Ülkemize karşı emperyalizmin en büyük savaşı açılmış durumda. Global güç merkezleri ellerindeki her kozu oynuyorlar. Emperyalizmin böl ve yönet planı sadece ülkemizde tutmadı. Diğer ülkelere bakarsak bunu net bir şekilde görmek mümkün. Bu planı durdurmak o kadar kolay değil. Çünkü yıllardır uygulanmaya çalışılıyor. 15 Temmuz darbe girişiminin temelinde de bu plan var. Bu süreçte askerde olduğum için ulusal ve yerel basını takip edemedim. Süreci bire bir yaşadığım için gördüğüm kadarıyla değerlendirmeye çalıştım. Son olarak şu cümlelerle yazımı sonlandırayım.

Mehmetçik bu milletin kalbinde her zaman yer almış, saygı görmüş ve büyük güven duyulmuştur. Ben inanıyorum ki milletimizin gönlünde aynı duygular yerini koruyacaktır. Türkiye tarihinde 15 Temmuz itibarı ile “darbe” kelimesini tarihin en derin sayfalarına gömen milletimiz, vatanına, milletine ve bayrağına gönülden bağlı olan Mehmetçiğe her zaman olduğu gibi yine sahip çıkmaktadır.

  • Yorumlar 1
  • Facebook Yorumları 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Yazarın Diğer Yazıları
    Tüm Hakları Saklıdır © 5 Mayıs 2013 Ajans Bartın | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : 0551 120 3535