• BIST 94.887
  • Altın 246,551
  • Dolar 6,3495
  • Euro 7,4057
  • Bartın 14 °C
  • Ankara 14 °C
  • Bolu 13 °C
  • Kastamonu 8 °C
  • Zonguldak 17 °C
  • Karabük 12 °C
  • İl Başkanı Kalaycı’ya teşekkür ziyareti
  • Avrupa Hareketlilik Haftası Bartın’da Kutlanacak
  • İl Başkanı Kalaycı’nın talimatıyla OSB’de ki kötü koku için çalışma başlatıldı
  • İl Başkanı Kalaycı’ya teşekkür ziyareti
  • Avrupa Hareketlilik Haftası Bartın’da Kutlanacak
  • İl Başkanı Kalaycı’nın talimatıyla OSB’de ki kötü koku için çalışma başlatıldı

‘Kardeşi kardeşe kırdıramayacaklar’

Başbakan Yardımcısı ve Hükümet Sözcüsü Bekir Bozdağ, AK Parti ARGE Başkanlığı tarafından düzenlenen Siyaset Akademisi açılış programında konuşma yaptı.
‘Kardeşi kardeşe kırdıramayacaklar’

Başbakan Yardımcısı Bozdağ, düşmanlık yapan çevrelerin AK Parti’ye karşı Saadet Partisi’ni kullanmak istediğini söyledi

‘Kardeşi kardeşe kırdıramayacaklar’

Başbakan Yardımcısı ve Hükümet Sözcüsü Bekir Bozdağ, AK Parti ARGE Başkanlığı tarafından düzenlenen Siyaset Akademisi açılış programında yaptığı konuşmasında CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'nu hedef alarak, yüreği varsa Halep oradaysa arşın burada kendine güveniyorsa çıkıp 2019 yılında Cumhurbaşkanı adaylığını açıklaması gerektiğini söyledi. Saadet Partisi’nin 2019’da yapılacak olan seçimlerde kilit parti olarak nitelendirilmesini de eleştiren Bozdağ; “Şimdi yeni bir kavram çıktı. Kilit parti diyorlar. Bu sistemde kilit parti diye bir şey yoktur. Burada kilit olan seçmedir. Son dönemlerde AK Parti ve Cumhurbaşkanı'na düşmanlık yapan çevrelerin en çok iltifat ettiği parti Saadet Partisidir. Televizyonlara bakın çağırıyorlar. Başka zaman kapılarına koymazlar, gazetelerinde bir satır yer vermezler ama 16 Nisan öncesinde olduğu gibi yeniden iltifat ediyorlar. Niye iltifat ediyorlar biliyor musunuz? Onları sevdiklerinden değil. Bu köhnemiş zihniyetin sahipleri AK Parti’ye zarar verme ihtimali olduğu için Saadet Partisi’ne iltifat ediyorlar. Bir hesap peşindeler. Kardeşi kardeşe kırdıramayacaklar. Bizim liderimizi geçmişte yol arkadaşlığı yaptığı kardeşlerine dövdüremeyeceklerdir. Ben biliyorum ki hiçbirinin eli Tayyip Beye kalkmaz. Böyle bir yaklaşım, rahmetli Erbakan Hoca'nın kemiklerini sızlatır” diye konuştu.

Milletimizle beraber yaptık

Cumhuriyetin ilanından sonra Atatürk liderliğinde büyük reformlar yapıldığı ancak daha sonra bu reformları daha ileri taşınma imkânı bulunmadığını dile getiren Bozdağ, "Darbeler, muhtıralar, yolumuzu hep kesti. Türkiye, demokratik hayatın içerisinde herkesin ve her kesimin kendisini hür hissettiği bir ortamda ne yeni anayasasını yapabildi, ne yeni sistemini ortaya koyabildi, ne de büyük reformlara imza atabildi. AK Parti’nin sizin iradenizle, iktidar olmasından sonraki süreçlerde belki yeni anayasa yapabilmeyi başaramadık ama anayasa içerisinde yönetim sistemimiz başta olmak üzere pek çok önemli reformu hayata geçirmeyi hep beraber başardık. Bunu da milletimizle beraber yaptık" dedi.

Cesur adımlar attık

Bozdağ, 2007 Mayıs ayının cumhurbaşkanı seçim ayı olduğunu ve o dönemde yaşanan sıkıntıları herkesin gördüğünü anlatarak, şöyle devam etti: "Daha önce olduğu gibi cumhurbaşkanı seçimi büyük bir krize yol açtı. Önceki dönemlerde bu krizlerin darbeyle sonuçlandığını da gördük. Meclisin baskı altına alındığını gördük. Uçakların, meclisin üzerinden uçurulduğunu gördük. Siyaset her defasında, kimin cumhurbaşkanı olmasını isteyenlerin diktesine boyun eğmiştir. Ama bakın ilk defa Türkiye’de siyaset, milletin diktesine boyun eğmiş, milletin üstünde kendisini güç görenlere meydan okumuş, ‘Ben sizin dediğinizi cumhurbaşkanı seçmem, seçtirmem.' demiştir. Ama cumhuriyet mitinglerinde, ama 367 utanç kararıyla, ama 27 Nisan e-bildirisiyle bu süreci kesmek istediler. Biz geri adım atmadık ve tarihimizin belki en riskli dönemlerinden birinde cesur adımlar attık” diye konuştu. 

Siz bize büyük bir güç verdiniz

Bozdağ; “Hem 27 Nisan bildirisini yırtıp, bu bildiriyi yayınlayanların yüzüne çarptık, 'Hem cumhurbaşkanını biz seçeceğiz geri adım atmayız.' dedik ama parlamentonun karşısına Anayasa Mahkemesi dikilince yolumuz kapandığı için her zaman olduğu gibi yolumuzu açan aziz milletimize koştuk. Seçim kararı aldık. Ama seçime gitmeden önce cumhurbaşkanlığı seçimini Türkiye’de sürekli krize, kaosa, devlet organları arasında çatışmaya, vatandaşlarımız arasında gerilime yol açmaktan çıkarak, tarihi reformun altına imza attık. Cumhurbaşkanını bundan sonra parlamento seçmeyecek, doğrudan halk seçecek. Parlamentodan bunu geçirdik ama 367’yi bulamadık. Hem seçim kararı aldık, hem halk oylaması sürecini başlattık. Seçimde siz bize büyük bir güç verdiniz. Allah razı olsun” şeklinde konuştu.

Çok bedel ödedik

Büyük reformlar yapıldığını söyleyen Bozdağ; “Hamd olsun yüzde 69’la Türk halkı büyük bir reform gerçekleştirdi. Arkasından 10 Ağustos 2014'te, ilk defa bugüne kadar Türk tarihi içerisinde halk kendi cumhurbaşkanını doğrudan kendi seçti. Bu; bizim sadece bugünümüzün değil, bütün tarihimizin, en büyük reformu, en büyük başarısı olarak tarihe geçti. Halkın doğrudan seçtiği ilk devlet başkanı da AK Parti'mizin genel başkanı, Türkiye'nin lideri Recep Tayyip Erdoğan oldu. İkinci büyük reformun da 16 Nisan 2017'de gerçekleştirildi. Hükümet sisteminin, parlamenter sistemden Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi'ne dönüştürülerek, tarihi bir adım atıldı. Parlamenter sistemde çok çok bedel ödedik. Artık ülkemiz yeni bedeller ödemesin diye ve 15 Temmuz darbe girişiminin de hemen arkasından adım attık. Milletin çoğunluğunun devlete ve millete sigorta olduğu bir sisteme Türkiye'nin geçmesi lazımdı” dedi.

Bugün istikrar var, güçlü iktidar var

Bozdağ; “Bir yandan içimizdeki FETÖ terörü, PKK terörü, DHKP-C ve diğer terör örgütleriyle mücadele ederken, öte yandan sınırımızın hemen ötesinde pek çok güçle görünür görünmez mücadele yaparken, Türkiye'nin, içerisinde bölünmelere yol açan iktidar kavgalarıyla vakit geçirmesi bize en büyük zararı verdi. Bugün istikrar var, güçlü iktidar var ama Tayyip Erdoğan gibi milletinden dua ve destek almış bir lider olduğu için var. Ama biz öyle bir sistem kurmalıyız ki siyasi istikrar, güçlü iktidar, güçlü lidere bağlı olarak değil, sistemin doğal sonucu olarak ortaya çıksın ve daima Türkiye kazansın, daima Türk milleti kazansın diye bu adımı attık. Artık Türkiye'nin bundan sonraki dönemde geleceği de istikrarsızlık, Allah'ın izniyle olmayacak. Yeni dönemde milletin yüzde 50 artı 1’inin sigortası, Türkiye'nin karşılaşacağı pek çok sorunun çözümü için anahtar rolü oynayacaktır. Bundan böyle Türkiye'de, bölücülerin, terör örgütlerinin desteklediği kişilerin, marjinal düşüncelerin, milletin inançlarıyla, değerleriyle kavga edenlerin iktidar olma dönemi tamamen kapanmıştır. Millete rağmen iktidar dönemi de tamamen kapanmıştır” diye konuştu.

CHP sistemin değiştiğinin farkında değil

Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi ile halkı güçlendirdiklerini belirten Bozdağ; “Adında "halk" olan Cumhuriyet Halk Partisi, hala sistemin değiştiğinin farkında değil. Yahu sistem değişti, değişti Sayın Kılıçdaroğlu. Türkiye'nin hükümet sisteminin adı artık parlamenter sistem değil, Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi'dir. Değişimi de aziz Türk milleti sandıkta onayladı. Değişim kısmen uygulanmaya da başlandı. Cumhurbaşkanının siyaset yapamayacağı yasağı kalktı ve AK Parti’nin Genel Başkanı aynı zamanda Türkiye’nin bugün Cumhurbaşkanı. Hala, bunlar sistemin değişmediğini zannediyorlar” dedi.

Yeni bir hükümet sistemi geliyor

Türk milletinin yeni dönemde yeni ve sivil bir anayasa yapmaya ihtiyacı olduğunu söyleyen Bozdağ; “Yaklaşık 100 yıldır Türkiye’de uygulanan sistem değişiyor, yerine yeni bir hükümet sistemi geliyor. Umuyor ve diliyoruz ki Türkiye 2019 seçimlerinden sonra yeni bir anayasa yapmayı da başlatan büyük bir tarihi adımı atacaktır. Ben buna inanıyorum. Zira Türkiye'nin yeni anayasa arayışları bugüne kadar başarılı sonuçlanmadı. Bizim anayasalarımıza baktığımızda Atatürk döneminde yapılan 1921 ve 1924 anayasalarını hariç tutarsanız, diğerlerinin tamamı milletin anayasası değil, darbecilerin anayasasıdır. Millet sözleşmesi değil, her biri birer darbe sözleşmesidir. Türk milletinin yeni dönemde herkesin kendisini hür hissettiği bir ortamda yeni ve sivil bir anayasa yapmaya ihtiyacı vardır. İnşallah yapılacaktır. Buna yürekten inanıyorum. Cumhuriyetimizin 100.yıl dönümüne Tük milleti yeni hükümet sistemiyle, yeni anayasasıyla girmeyi başaracaktır. Buna kimsenin engel olabileceğine inanmıyoruz” şeklinde konuştu.

Siyasetin rekabet yeri meydanlardır

Türkiye’de yeni bir dönemin başladığını belirten Bozdağ; “Seçime dönük hep beraber hazırlık yapıyoruz. 81 ilde yapılıyor. Cumhuriyet Halk Partisi'nin Genel Başkanı da yapıyor, diğer partilerin genel başkanları da yapıyor. Kılıçdaroğlu'nun bir tekerlemesi var, hemen hemen neredeyse konuşmalarını pek çoğunda Cumhurbaşkanımıza çağrı yapıyor. 'Hadi' diyor, 'Gel, bir televizyon programına çıkalım, beraber tartışalım, millet karar versin. Kaçma.' diyor. Bunu kim diyor? Genel başkan olduğu günden bu yana 2 halk oylaması, 1 cumhurbaşkanlığı, 3 milletvekilliği, 1 de belediye seçimi olmak üzere toplam 7 seçimi cumhurbaşkanına karşı kaybetmiş olan Cumhuriyet Halk Partisi'nin lideri söylüyor. Adam güreşe doymamış, habire 'Gel bakalım. Olmadı, bir daha, olmadı bir daha.' Yahu Sayın Kılıçdaroğlu, siyasetin rekabet yeri televizyonun ekranları değildir. Siyasetin rekabet yeri meydanlardır. Bartın'ın, Ankara’nın, İstanbul’un meydanıdır. Siyasette rekabetin yeri sandıktır, sandık. Siyasette rekabet edenlerin hakemi de halktır, halk. Madem öyle, o zaman çık de ki 'Ben 2019’da cumhurbaşkanı adayıyım. Cumhurbaşkanı adayı olarak AK Parti'nin, MHP'nin Cumhurbaşkanı adayı Recep Tayyip Erdoğan'la rekabete varım. 'Yüreğin varsa Halep oradaysa, arşın burada” dedi.

Kılıçdaroğlu’nu Cumhurbaşkanlığına layık, ehil görmüyorlar

CHP'nin bugüne kadar adayını açıklamadığını, belirten Bozdağ; “Televizyon kutularına saklanmayın. Meydanlara çıkamıyorsunuz. CHP şuana kadar adayını açıklamadı. Kim aday olacak? Sayın Kılıçdaroğlu ben aday olacağım diyemiyor. Partililer de konuşmuyorlar. Niye konuşmuyorlar biliyor musunuz? Emin olun Cumhuriyet Halk Partisi’nin Genel Başkanı bizzat kendisini, yetkilileri ve partilileri de genel başkanlarını Türkiye’nin cumhurbaşkanlığına layık, ehil görmüyorlar da onun için bugüne kadar 'Kılıçdarıoğlu adayımızdır' demiyor ve diyemiyorlar. Daha ehil birini arıyorlar. 'Kılıçdaroğlu'ndan daha ehil birini bulalım, cumhurbaşkanlığına bizim genel başkanımız ehil değil, layık değil' diyorlar. 'Tayyip Erdoğan gibi bir pehlivanın karşısına böyle çapsız birini çıkarırsak perişan oluruz.' diyorlar. Bir parti düşününün, genel başkanını Türkiye’nin cumhurbaşkanlığına ehil görmüyor. Bir partinin genel başkanını düşünün, kendini Türkiye’yi yönetmeye ehil görmüyor ve milletinden kendini tercih ettiği birine oy vermesini bekliyor. Millet size niye inansın? Madem siz kendi genel başkanınızı Türkiye’nin cumhurbaşkanlığına ehil görmüyorsunuz da CHP’nin genel başkanlığında niye tutuyorsunuz?” diye konuştu.

Türk halkı sana niye oy versin?

Bozdağ; “Eğer bir parti, cumhurbaşkanı adayı olmazsa veya bir ittifak içinde yer almazsa o zaman 'Ben Türkiye’de iktidara talip değilim’ demektir. Eğer Cumhuriyet Halk Partisi, ana muhalefet partisi olarak Genel Başkanını aday yapmazsa o zaman ülkeyi yönetmeye talip değil demektir. O zaman sen Türkiye’yi yönetmeye talip değilsen, Türkiye’nin iktidarına talip değilsen, Türk halkı sana niye oy versin? Meclis’te her gün nutuk çekmek için mi oy versin? Millet iktidar istiyor, Cumhuriyet Halk Partililer iktidar istiyor ama Genel Başkanı iktidara talip olmuyor. Böylesi bir anlayış olabilir mi? Hem 'ana muhalefet' diyeceksiniz hem de iktidara talip olmayacaksınız. Onun için bakın o yana bu yana kıvranmalarının altında seçimi kaybedeceğine dair inançları yatıyor. O yüzden meydana cesur bir şekilde çıkamıyorlar. 10 Ağustos 2014 seçimini hatırlayın. Çatı aday koydular ama bu millet çatıyı onların başına yıktı” dedi.

Dürüst siyasetin ilkeleri milletin önüne koyduk

İttifak ile ilgili de düşüncelerini paylaşan Bozdağ; “Bir milli mutabakat komisyonu kuruldu, ittifakın yasal zemini ve yasal çerçevesi çizildi. Bu hafta genel kurulda görüşülecek ve yasalaşacaktır. Neyi getiriyor bu? Milletin gözünün önünde dürüst siyaset yapmak isteyenlere, dürüst siyasetin ilkelerini, esaslarını getirip milletin önüne koyuyor. Milleti aldatmaya gerek yok. İttifak yapacaksanız işte yasal zemin. İster beraber ittifak yapın, ister partinin başka bir listesinde partisinden istifa etmeden yer almasına imkân verecek bir ittifak yapın ama bunu aleni yapın. Milletin gözünün önünde yapın. Cumhurbaşkanlığı hükümet sisteminde koalisyon yoktur. Koalisyon iktidarı görevde kaldığı sürece parlamentonun güvenoyuna dayanır, güvenoyu gittiği zaman küt diye düşer ama cumhurbaşkanlığı hükümet sistemi güvenoyunu doğrudan sandıkta halktan alır, sandığın iradesine dayanır, parlamento güvensizlik oyuyla cumhurbaşkanı hükümet sistemine son veremez, cumhurbaşkanını iktidardan indiremez. Çünkü iktidara getiren de iktidardan götüren de halktır” diye konuştu.

AK Parti’ye zarar verme ihtimali olduğu için iltifat ediyorlar

Bozdağ, “Şimdi yeni bir kavram çıktı. Kilit parti diyorlar. Bu sistemde kilit parti diye bir şey yoktur. Burada kilit olan seçmedir. Seçimin kaderi partilerin elinde değil, seçmenin elindedir. Son dönemlerde AK Parti ve Cumhurbaşkanı'na düşmanlık yapan çevrelerin en çok iltifat ettiği parti Saadet Partisidir. Çok iltifat ediyorlar. Televizyonlara bakın çağırıyorlar. Başka zaman kapılarına koymazlar, gazetelerinde bir satır yer vermezler ama 16 Nisan öncesinde olduğu gibi yeniden iltifat ediyorlar. Niye iltifat ediyorlar biliyor musunuz? Samimi Saadet Partili kardeşlerim de bunu çok iyi biliyorlar. Onları sevdiklerinden iltifat etmiyorlar. Saadet Partisi'nin kurucu lideri, bu düşüncenin mimarı muhterem Necmettin Erbakan Hocamızı sevdiklerinden, onun temsil ettiği adil düzen anlayışını sevdiklerinden, Saadet Partilileri sevdiklerinden değil. Bu köhnemiş zihniyetin sahipleri AK Parti’ye zarar verme ihtimaliniz olduğu için size değer veriyorlar. Emin olun” dedi.

Rahmetli Erbakan Hoca'nın kemiklerini sızlatır

Bozdağ; “28 Şubat 1997 darbesini hep birlikte yaşadık. Necmettin Erbakan merhuma ve onun yol arkadaşlarına dünyayı ve Türkiye'yi dar eden kimdi, CHP'ydi. 28 Şubat darbesinin sokaktaki, Meclis’teki en büyük alkışçısı, destekçisi CHP'ydi. 'İmam hatiplerin kökünü kazıyacağız' diyen yine bunlardı. Kur’an kurslarına düşmanlık edenler de bunlardı. 28 Şubat’ta Refah Yol iktidarının düşmesini sivil kanat olarak destekleyen bunlardı. Ne değişti? Peki, AK Parti ne yaptı? 28 Şubat'ın bütün zararlarını ortadan kaldıran adımları attı. Şimdi 28 Şubatçılar, millet adına Türk yargısına hesap veriyor. Yargı millet adına onlardan hesap soruyor. Onun için çok net söylüyorum. Böyle bir yaklaşım, rahmetli Erbakan Hoca'nın kemiklerini sızlatır. Bir hesap peşindeler. Kardeşi kardeşe kırdıramayacaklar. Bizim liderimizi geçmişte yol arkadaşlığı yaptığı kardeşlerine dövdüremeyeceklerdir. Ben biliyorum ki hiçbirinin eli Tayyip Beye kalkmaz. Bu yerli ve milli duruş Türkiye’nin her tarafını kuşatacaktır" şeklinde konuştu. 

  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 5 Mayıs 2013 Ajans Bartın | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0551 120 3535