• BIST 2.401,96
  • Altın 969.831
  • Dolar 16.5904
  • Euro 17.2789
  • Bartın 22 °C
  • Ankara 22 °C
  • Bolu 17 °C
  • Kastamonu 19 °C
  • Zonguldak 21 °C
  • Karabük 19 °C
  • TBMM'de gündemi değerlendirdi
  • Milletvekili Bankoğlu Bisikletli Ölümlerini Meclis’e Taşıdı
  • Eski Müftünün En Büyük Hayali Gerçek Oldu
  • TBMM'de gündemi değerlendirdi
  • Milletvekili Bankoğlu Bisikletli Ölümlerini Meclis’e Taşıdı
  • Eski Müftünün En Büyük Hayali Gerçek Oldu

Siyaset de Üslup Sertleşiyor

Sercan Engin

Bu yazımda Bartın’da son günlerde siyaset ortamında yaşananları yorumlayacağım. Seçim tarihi yaklaştıkça Bartın’da siyaset sertleşiyor. Saadet Partisi Belediye Başkan Adayı Mücahit Mekeç ve Ak Parti Belediye Başkan Adayı Seyfettin Kalay, seçim sürecinde yaşanan tartışmalardan uzak duruyor. Ancak CHP Belediye Başkan Adayı Rıza Yalçınkaya ve mevcut Belediye Başkanı Cemal Akın arasında sürekli tartışmalar yaşanıyor. Hatta bu tartışmalarda üslup da gittikçe sertleşiyor. Bu seçim süreci kişisel olarak kaybetmek veya kazanmak olarak düşünülürse eğer, bundan en çok zararlı Bartın çıkacaktır. Sayın Yalçınkaya, mevcut belediye yönetiminin faaliyetlerini sürekli eleştiriyor. Bu eleştirilere de cevabı Sayın Akın’ın yerine MHP İl Başkanı Sezai Bilgin veriyor. Bu durum tartışmaları daha da alevlendiriyor. Bence bu tartışmaların kimseye faydası yok. Bu tartışmalardan yine Bartın zarar görecek. Küçük bir örnekle yazıma devam edeyim. Ak Parti Başkan Adayı Kalay, sitemizi ziyarete geldiğinde kendisine “Mevcut belediyenin çalışmaları hakkında neler düşünüyorsunuz?” şeklinde bir soru yöneltmiştim. Kalay, soruma “Mevcut belediye bazı çalışmalar yaptı. Hatası var. Yanlışları çok. Ancak bunları tartışmanın veya insanları kötülemenin bir anlamı yok. Çünkü güzel çalışmalar da gerçekleştirirdi. Biz tartışma ortamı yaratmak yerine projelerimizi konuşturacağız” şeklinde cevap vermişti. Yine Saadet Partisi’nin Başkan Adayı Mekeç de bu soruma “Tartışma ortamı Bartın’a zarar verir. Eğer projeler konuşulursa Bartın kazanacaktır” şeklinde yanıtlayarak seçim sürecinde nasıl bir politika izleyeceğini ortaya koymuştu. Kalay ve Mekeç, belirttikleri gibi çalışmalarına devam ediyorlar. Tartışma ortamından kaçınarak halka projelerini anlatabilmek için gece gündüz çalışıyorlar. Bu yorumum yanlış anlaşılmasın. Sayın Cemal Akın da projelerini anlatıyor. Ancak bu tartışma ortamında halkın gözünde projeler bir adım geride kalıyor. Tüm adaylar eğer projelerini anlatarak insanları etkilemeye çalışırsa bundan tek karlı çıkan Bartın olacaktır.

                                                                               ***

Köşe yazılarımda halkın sorunlarını dile getireceğimi ve Bartın’da bir hafta boyunca yaşanan olayları kısaca yorumlayacağımı belirtmiştim. Bu kapsamda da yazılarıma devam ediyorum. Geçtiğimiz günlerde 10 yaşındaki Karabüklü Mehmet Çetinkaya’nın sesini duyurabilmek için haberini yapmıştık. Geçen süre zarfında Mehmet’in durumunun daha da ağırlaştığını öğrendik. Bu nedenle Mehmet’e köşemde yer vermek istedim. Solum cihazına bağlı yaşam savaşı veren Mehmet’in sesini hiç mi duyan yok? Eğer nakil olmazsa Mehmet’i kaybedeceğiz. Babasının bir lafı her şeyi anlatıyor. “Çocuğumuz her geçen gün gözümüzün önünde eriyor” demişti. Bu sözün üzerine başka hiçbir şey söylenmez. Mehmet’in hastalığından ve neler yapıldığından kısa bahsedip ailenin ne istediğine değineceğim. Mehmet’e ilk karaciğer nakli, 1 Ekim 2007’de, beyin kanaması sonucu hayatını kaybeden Fox TV Program Müdürü Müzeyyen Tüzün’den yapıldı. Mehmet ikinci naklini annesi Ayla Çetinkaya’dan aldı. 18 Mayıs’tan bu yana da İstanbul’da; üçüncü karaciğer naklini bekliyor. Durumu her geçen gün ağırlaşıyor. Diyaliz makinesi ve solunum cihazına bağlı yaşıyor. Biran önce nakil olması gerekiyor. Mehmet’in başından geçenlerin kısa özeti bu şekilde. Peki bu aile ne istiyor? Baba Erkan Çetinkaya ile görüştüğümüzde hastaneden ellerinde raporları olmasına rağmen nakil için acil listesine alınmadıklarını söylemişti. Ailenin tek isteği Mehmet’in normal listeden nakil için acil listesine alınması.

                                                               ***

Yazımda son olarak Türkiye’de basının durumundan küçük bir örnekle bahsedeceğim. Karaciğer yetmezliği nedeniyle yaşam savaşı veren Mehmet’in babası Erkan Çetinkaya, yetkililere sesini resmi yollardan duyurmaya çalışmış. Hatta bizzat sağlık Bakanına da anlatmış. Ancak geri dönen olmamış. Bir de şansını basın yoluyla denemek istemiş. Birçok ulusal basına Mehmet’in durumunu anlatmış. Yetkililere seslenmiş. Ancak tüm ulusal basın görüntüleri keserek veya değiştirerek halka sunmuş. Yaşanılanlarla ilgili Baba Çetinkaya’nın sözleri yine çok önemli. “Bizim acımız büyük. Evladım hastanede yaşam savaşı veriyor. Bizler bir çare peşindeyiz. Biz çırpınıyoruz. Evladım için çırpınıyoruz. Ulusal kanallara röportaj verdik. Ancak yetkililere seslendiğimiz bölüm kesilerek sunuldu. Ben reklam için röportaj vermiyorum. Yazıktır. Ben TV meraklısı değilim. Biz burada reklam mı çekiyoruz? Bu bölümler kesilirse ben nasıl yetkililere ulaşacağım. Reklam için röportaj vermedim. Sesimi duyurabilmek için verdim. Ancak basın bizi malzeme olarak kullandı” şeklinde ifade etmişti. Çetinkaya’nın tek derdi sesini duyurabilmek. O ümitlerle röportaj veriyor. Ancak televizyonu izlediğinde hiçte durumunun öyle olmadığını anlıyor. Bunları duyunca ben utanıyorum. Acaba bu haberleri yapanlar utanmıyorlar mı? Bir işi yaparken vicdan çok önemli. Basın insanlara yardımcı olmalı. Bilgileri insanlara doğru aktarmalı. Kamu için çalıştığını unutmamalı. Zor durumdaki insanları kullanarak para kazanmak etik değil.

  • Yorumlar 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 5 Mayıs 2013 Ajans Bartın | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0551 120 3535